Yasama Materyalleri Örnekleri

  1. Kanun Teklifi Örnekleri
  2. Gündem Dışı Konuşma Örnekleri
  3. Meclis Araştırması Önergesi Örnekleri
  4. Genel Görüşme Önergesi Örnekleri
  5. Sözlü Soru Önergesi Örnekleri
  6. Yazılı Soru Önergesi Örnekleri

 

 


KANUN TEKLİFİ ÖRNEKLERİ


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Siyasi Partiler Kanunu ve Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.
Gereğini arz ederim.
……………………….
………. Milletvekili

—–o—–
GEREKÇE

Kadınların Türkiye’de siyasal yaşama katılımının tarihçesi incelendiğinde, siyasi yaşama katılımlarının çok da eski bir tarihe dayanmadığı görülmektedir. Türkiye’de kadınlar, çıkarılan kanunlarla 1930 yılında yerel seçimler, 1934 yılında ise genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkına sahip olmuşlardır. 8 Şubat 1935’te TBMM Beşinci Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili, ilk kez TBMM’ye girmiştir. 1935’ten 2009’a kadar TBMM’ye  8794 erkek vekile karşılık sadece 236 kadın girebilmiştir. Günümüzde TBMM’deki kadın milletvekili oranı ise %14’tür. Görüldüğü üzere kadınların siyasal yaşamda temsili gün geçtikçe artmakla birlikte henüz tam olarak arzulanan seviyede değildir. Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oranın %40’larda olduğu ve Türkiye’nin oransal olarak 137 ülke sıralamasında 107’inci sırada yer aldığı da göz önünde bulundurulduğunda, kadınların Türk parlamentosunda çok az temsil edildiği ortadadır. Bu rakamlar, demokrasilerin belirgin özelliklerinden olan eşitliğin ve bu bağlamda temsil ve katılımın kadınlar açısından istenilen düzeyde sağlanamaması sorununun bariz bir şekilde karşımıza çıktığını göstermektedir.

Yine kadınların siyasal yaşama aktif olarak katılabilmeleri için siyasi parti teşkilatlarında da oranlarının artması gerekmektedir. Ancak günümüzde ne yazık ki siyasi parti teşkilatlarında kadınlarımızın katılım oranı oldukça düşüktür. Bunun da temelinde partilerin kendi iç politikalarına göre kadınların parti teşkilatına katılımını kendilerinin düzenlemesi yer almaktadır.

Yukarıdaki hususlar demokrasilerin belirgin özelliklerinden olan eşitliğin ve bu bağlamda temsil ve katılımın kadınlar açısından istenilen düzeyde sağlanamaması sorununun bariz bir şekilde karşımıza çıktığını göstermektedir.

Teklif ile kadınların siyasi parti teşkilatlarına katılımı ile Türk milletinin temsil edildiği TBMM’de kadın vekillerinin oranını artırmak amacıyla Siyasi Partiler Kanunu ve Milletvekili Seçim Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülmektedir.

—–o—–

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Madde ile kadınların siyasi parti teşkilatına katılımının artırılması amaçlanmaktadır.

MADDE 2- Madde ile siyasi parti teşkilatındaki kongrelerde yapılacak seçimlerde yer alacak kadın sayısının artırılması amaçlanmaktadır.

MADDE 3- Madde ile milletvekilliği genel veya ara seçimlerinde aday olmak için başvuranlar arasından adayları belirlerken, kadınların temsilini artırmak amacıyla, kadınlara belli bir oranda adaylık hakkı tanınması amaçlanmaktadır. Ayrıca siyasi partilerin merkez aday gösterirken de kadınların katılımına önem vermeleri amacıyla merkez adaylık için belli bir oranda kadını aday göstermelerinin gerekliliği sağlanmıştır.

MADDE 4- Madde ile milletvekilliği genel veya ara seçimlerinde aday olmak için başvuranlar arasından adayları belirlerken, kadınların temsilini artırmak amacıyla, kadınlara belli bir oranda adaylık hakkı tanınması amaçlanmaktadır.

MADDE 5- Yürürlük maddesidir.

MADDE 6- Yürütme maddesidir.

—–o—–

SİYASİ PARTİLER KANUNU VE MİLLETVEKİLİ SEÇİMİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Siyasi partilerin teşkilatı kadınların en az %30 oranında katılımı esas alınacak şekilde oluşturulur.”

MADDE 2- 2820 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Seçim yapılacak büyük kongreyle il ve ilçe kongrelerinin toplantılarından en az onbeş gün önce, kongreye katılacak parti üyelerini belirleyen ve en az %30’u kadınlardan oluşan listeler; büyük kongreyle il kongreleri için Yüksek Seçim kurulunun önceden belirleyeceği seçim kurulu başkanına, ilçe kongreleri için o yer ilçe seçim kurulu başkanına, ilçede birden fazla ilçe seçim kurulunun bulunması halinde birinci ilçe seçim kurulu başkanına iki nüsha olarak verilir.”

MADDE 3- 2820 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Siyasi partiler, milletvekilliği genel veya ara seçimlerinde, adaylık için müracaat eden ve adaylığı uygun bulunanlar arasından adayların tespitini; en az %30’u kadınlardan oluşacak şekilde ve serbest, eşit, gizli oy, açık tasnif esasları çerçevesinde, tüzüklerinde belirleyecekleri usul ve esaslardan herhangi biri veya birkaçı ile yapabilirler.”

“Siyasi partiler, ön seçim ya da aday yoklaması yaptıkları seçim çevrelerinde, toplam olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının % 5’ini aşmamak üzere ve en az % 30’u kadınlardan oluşacak şekilde ilini, seçim çevresini, aday listesindeki sırasını ön seçim veya aday yoklaması tarihinden en az on gün önce Yüksek Seçim Kuruluna bildirmek koşuluyla merkez adayı gösterebilirler.”

MADDE 4- 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 12 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Siyasi partiler, adaylık için müracaat eden ve adaylığı uygun bulunanlar arasından adayların tespitini en az %30’u kadınlardan oluşacak şekilde yaparlar.”

MADDE 4- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***

 


 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

AB ülkelerinin birçoğu vatandaşlarının sürücü belgesi başvurularında herhangi bir eğitim şartı aramazken ülkemizde birçok sürücü belgesi grubu için sekiz yıllık temel eğitim şartı aranmaktadır ki bu da kanımızca bir insan hakkı ihlalidir. Ülkemizdeki sürücü adayları bu engeli aşmak için başka ülkelere giderek sürücü belgesi almakta ve ülkemize dönerek bu sürücü belgelerini Türkiye Cumhuriyeti sürücü belgeleri ile değiştirmektedir. Bu durum, hem vatandaşlar arasında bir eşitsizlik yaratmakta hem de ülke kaynaklarının israfına yol açmaktadır.

Yine AB ülkelerinde sürücü adaylarında sürücü kurslarında eğitim alma şartı aranmamakta; adayların aracı kullanacak bilgi, donanım ve yeteneğe sahip olmaları sürücü belgesi sahibi olmak için yeterli sayılmaktadır. Söz konusu bilgi, donanım ve yeteneğin hangi kanallardan edinildiği devlet için önemli olmamaktadır. Bu konuda vatandaşların herhangi bir eğitime tabi tutulması sürücülük için gereksiz bir zorunluluktur. Diğer taraftan, sürücü kursları düzenli olarak denetlenmediğinden artık bu kurslar haksız bir kazanç kapısı olarak görülmeye başlamış olup sürücü adayları için herhangi bir yarar sağlamamaktadır.

—–o—–

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Sürücü adaylarında aranan sürücü kurslarında eğitim almış olma şartının kaldırılması ve yalnız ilkokulu bitirmiş olanların da sürücü belgesine sahip olabilmeleri amaçlanmıştır.

MADDE 2- Yürürlük maddesidir.

MADDE 3- Yürütme maddesidir.

—–o—–

KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Öğrenim şartı:

En az ilkokul mezunu olmaları”

“d) Sınav şartı:

Sürücü belgesi adaylığı sınavında başarılı olarak sertifika almış olmaları”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Belediye Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

        ……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

Belediyeler, belediyelerin kurdukları veya üye oldukları mahalli idare birlikleri ile müessese ve işletmelerinde (Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan şirketler hariç) ve belediyelerin bağlı kuruluşlarında sürekli işçi kadrolarında veya 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında sözleşmeli personel statüsünde mühendis, tekniker veya teknisyen unvanına sahip çalışanlar ile yetki ve sorumlulukları aynı veya benzer olan ve aynı unvanı taşımakla birlikte memur kadrosunda istihdam edilen personel arasında statü, mali ve sosyal haklar ile diğer haklar konusunda farklılıklar yaşanmaktadır.

Yetki ve sorumlulukları aynı veya benzer olan ve aynı unvanı taşıyan personel arasında statü, mali ve sosyal haklar ile diğer haklar konusunda var olan bu farklılıklar eşit işe eşit ücret politikasına açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

Kapsam dışı ve ayrı bir uygulamaya tabi tutulan söz konusu personelin yaşadığı mağduriyetin giderilmesini amaçlayan bu Kanun Teklifi ile 5393 sayılı Kanuna eklenecek bir geçici madde ile sürekli işçi kadrosunda ya da sözleşmeli personel statüsünde bulunan mühendis ve teknikerlerin bir defaya mahsus olarak memur kadrosuna geçirilmesi amaçlanmaktadır. Teklif ile memur kadrosuna atanabilecek personelin kapsamı ile atanma şartları, başvuru süreleri, kadroların ihdası, geçirilen hizmet sürelerinin değerlendirilmesi ile memur kadrolarına atananların pozisyonlarının iptali düzenlenmekte; yeni kadroların ihdası için belediye meclisleri ile mahalli idare birliklerinin meclislerine yetki verilmektedir. Teklif kapsamında memur kadrosuna geçmek isteyenler için Teklif kanunlaştıktan sonra 30 gün içinde yazılı müracaat şartı getirilmektedir.

—–o—–

BELEDİYE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- Bu maddenin yayımı tarihinde; belediyeler, belediyelerin kurdukları veya üye oldukları mahallî idare birlikleri ile müessese ve işletmelerinde (Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan şirketler hariç) ve belediyelerin bağlı kuruluşlarında sürekli işçi kadrolarında veya 49 uncu maddenin üçüncü fıkrası kapsamında sözleşmeli personel statüsünde mühendis, tekniker veya teknisyen unvanına sahip çalışanlardan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde yer alan genel şartları taşımaları kaydıyla, 30 gün içerisinde yazılı olarak görev yaptıkları kurumlara müracaat edenler, bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca ihdas edilecek, durumlarına uygun, aynı unvanlı memur kadrolarına atanırlar.

Bu madde uyarınca yapılacak atamalara ilişkin kadroları bu Kanunun 49 uncu maddesiyle belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına bağlı kalınmaksızın ihdas etmeye, belediyelerde belediye meclisleri, mahallî idare birliklerinde ise mahallî idare meclisleri yetkilidir.

Bu madde uyarınca memur kadrosuna ataması yapılan personelin, sürekli işçi kadrosunda veya sözleşmeli personel statüsünde geçen hizmet süreleri, öğrenim durumlarıyla yükselebilecekleri dereceyi aşmamak koşuluyla kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir.

Bu suretle atanan personele, ilgili mevzuatına göre herhangi bir tazminat ödenmez. Bu personelin tazminata esas olan geçmiş hizmet süreleri, emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınır.

Bu maddeye göre atanmış olan personelden boşalan sürekli işçi kadroları başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim ve gerekçesi ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

3/6/2011 tarihli ve 643 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunda değişiklik yapılarak devlet bakanlıkları teşkilatlanması uygulaması kaldırılmıştır. Bu değişikliğin bir sonucu olarak da Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı kaldırıldığı görülmektedir. Bununla birlikte 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının kaldırılması, uzun yıllardır görevleri konusunda pasif bir tutum içerisinde olduğu bilinmekle birlikte kadından sorumlu bir bakanlığın varlığı, kadının yoğun olarak ayrımcılığa ve şiddete maruz kaldığı ülkemizde önem teşkil etmekteydi. Yıllardır nüfusun ezilen kesiminin kadınlar olduğu ülkemizde “kadın” isminin ilgili bakanlığın adında yer alması bir gerekliliktir. 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının adında kadın ibaresinin yer almayışı, kadın adının bir kez daha yok olması sonucunu doğurmuştur.

633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yapım sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının, kadın örgütlerinin görüşlerinin alınmaması önemli bir eksiklik olarak dikkat çekmektedir.

Kadının sosyal ve siyasal alanda ön plana çıkarılması ve liderlik rollerinin kısıtlanmaması gerekmektedir. Kadın çalışmalarının hiçbir zaman istenen düzeye çıkarılamadığı ülkemizde, kadın hak ve özgürlüklerini artırıcı politikaların gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Kadına verilen önemin artırılması ve kadın çalışmalarına dikkat çekilmesine yönelik olarak hazırlanan Teklif ile, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının adında kadın ibaresinin yer almasının sağlanması amaçlanmaktadır.

—–o—–

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin başlığında ve maddelerinde yer alan “Aile ve Sosyal Politikalar” ibarelerinden önce gelmek üzere “Kadın,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürür-lüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Örgütlenmelerinin Kolaylaştırılmasına ve Karar Alma Süreçlerine Katılmalarının Artırılması Hakkında Kanun Teklifi gerekçesi ile birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

Ülkemizde STK’ların örgütlenmelerinin önünde çok sayıda engel bulunduğundan güçlü STK’lar ortaya çıkmamakta ve ülkemizdeki çoğulcu demokratik yaşam gerektiği gibi kurumsallaşmamaktadır. Diğer taraftan güç koşullar altında örgütlenip faaliyette bulunan STK’lar kamu otoriteleri tarafından dikkate alınmamakta ve STK’ların çalışma şevki kırılmaktadır. Bunun önlenmesi için STK’lara mevzuatla verilen hakların tümünün harfiyen uygulanması zorunludur. Bu nedenle valilik ve diğer kamu otoriteleri bu mevzuatın uygulanması ile yükümlü kılınmakta ve bu yükümlülüğün yerine getirmeyenlere yaptırım uygulanmaktadır. Diğer taraftan STK’ların il düzeyinde platform oluşturmalarına olanak tanınmakta ve bu platformda alınan kararların gereğinin yerine getirilmesi için tedbirler alınmaktadır.

Kanun teklifimiz bu amaçlarla hazırlanmıştır.

—–o—–

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Mevzuatta STK’larla ilgili hükümlerin uygulanması sağlanmaya çalışılmakta, uygulamayan görevlilere yaptırım getirilmektedir.

MADDE 2- STK’ların platform biçiminde örgütlenmeleri, her 3 ayda bir toplanmaları, aldıkları kararların gereğinin yerine getirilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.

MADDE 3- Platformun bütçesine ilişkindir.

MADDE 4- Yürürlük maddesidir.

MADDE 5- Yürütme maddesidir.

—–o—–

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖRGÜTLENMELERİNİN KOLAYLAŞTIRILMASINA VE KARAR ALMA SÜREÇLERİNE KATILMALARININ ARTIRILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- (1) Bir il düzeyinde faaliyette bulunan dernek, vakıf, sendika vb. örgütlü sivil toplum kuruluşları (STK) ile örgütsüz faaliyette bulunan platform gibi STK’ların mevzuattan kaynaklanan tüm haklarını kullanabilmeleri ve çoğulcu demokratik toplumun gerekenleri doğrultusunda faaliyette bulunmalarının sağlanması için valilik ve diğer yetkili idareler gereken bütün tedbirleri alır.

Bu tedbirleri almayan yetkililere, söz konusu mevzuatın eksik ya da yanlış uygulanması nedeniyle açılacak davalarda ödenecek tazminatlar rücu edilebilir.

MADDE 2- (1) Bir ilde faaliyette bulunan örgütlü ya da örgütsüz bütün STK’ların temsilcilerinden oluşan il STK platformu oluşturulur. Bu platform,  üç ayda bir üçüncü ayın son haftasının pazar günü belediyece tahsis edilecek yerde toplanır. Sekiz saatlik süre platformda konuşmak isteyen temsilcilere eşit olarak dağıtılır. Görüşmeler sonunda alınan kararlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına iletilir. İlgili kamu kurum ve kuruluşları, iletilen kararlarla ilgili yaptıkları işlemi en geç üç ay içinde gerekçeleri ile birlikte ilgili platforma iletir.

MADDE 3- (1) STK platformunun toplantıya ilişkin giderleri belediye bütçesinden karşılanır.

MADDE 4- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Devlet Memurları Kanunu ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.Gereğini saygılarımla arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

Halk eğitim merkezlerinde çalışan usta öğreticiler, iş güvencesi, özlük hakları ve emeklilik düzeni bakımından uzun yıllardır olumsuz bir konumda bulunmaktadır. Bu sorunlar temelde, söz konusu öğreticilerin tabi oldukları sınıfın “Genel İdare Hizmetleri” sınıfı olmasından kaynaklanmaktadır. Kanun teklifi ile ifa ettikleri görev bakımından öğretmenlik yapan usta öğreticilerin “Eğitim-Öğretim Hizmetleri” sınıfına geçirilmesi ve özlük haklarının iyileştirilmesine dönük bir hukuksal çerçeve oluşturulması sağlanmaktadır.

—–o—–

DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE GENEL KADRO VE USULÜHAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının “IV- Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı” bölümünde yer alan “öğretmenleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve usta öğreticiler” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına ait bölümünde  “G.İ.H. – Genel İdari Hizmetleri Sınıfı” olarak yer alan “Usta Öğretici” unvanlı kadroların sınıfı “EÖH- Eğitim- Öğretim Hizmetleri Sınıfı” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

5018 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri; uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareleri ifade eder.

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri: 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerini,

Sosyal güvenlik kurumları: 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu kurumlarını,

Mahalli İdareler: Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareleri ifade eder.

Denilmekte ise de 5018 sayılı Kanunun Ek 1 sayılı listesinde Mahalli İdareler yer almamaktadır.

İl Özel İdarelerinin köy yollarının bakım ve onarımı, köylerin alt yapı ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hammadde temini amacıyla açmış olduğu maden ocaklarından, aşağıda saydığımız açık kanun hükümlerini ve Il Özel Idarelerinin de kamu hizmeti gördüğünü gözetmeden Orman İdareleri idareden bedel talep etmektedir.

Şöyle ki; Orman İdaresinin bu işlemi 6831 sayılı Kanunun Ek 9 uncu  maddesine, 6001 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle eklenen hükme ve Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen “hukuk devleti” ilkesine aykırıdır. Anayasanın 123 üncü maddesinde yer alan Ayrıca, Kanuni İdare ilkesine, “İdare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir…” hükmüne de aykırılık teşkil etmektedir.

6831 sayılı Kanunun Ek 9 uncu maddesine 25/6/2010 tarihli ve  6001  sayılı  Kanunun 33 üncü  maddesiyle eklenen ve 13.07.2010 tarihli 27640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “09.05.1985 tarihli ve 3202 sayılı Köye Yönelik Hizmetler Hakkında Kanun çerçevesinde köye ve bağlı yerleşim birimlerine yönelik yol, su, atık su, gölet, mezarlık ve altyapı hizmetlerinin yerine getirilmesi maksadı ile verilen izinlerden bedel alınmaz.” hükmüne göre orman idaresinin talep ettiği bedellerin yasal dayanağı yoktur.

Zira 3202 sayılı Kanuna 5286 Kanunun 6 ncı maddesiyle eklenen ek madde 2 ile “Bu Kanunda belirtilen hizmetler, İstanbul ve Kocaeli illeri dışında il özel idarelerince, İstanbul ve Kocaeli illerinde ise il sınırları dâhilinde yapılmak üzere büyükşehir belediyelerince yerine getirilir.” hükmü gereği 3202 sayılı Köye Yönelik Hizmetler Hakkında Kanun çerçevesinde köye ve bağlı yerleşim birimlerine yönelik yol, su vb. hizmetlerin yerine getirilmesi görevi İl Özel İdarelerince yürütülmektedir.

6001 sayılı Kanunun TBMM’de görüşüldüğü komisyon raporlarına ve maddenin gerekçesine bakıldığında şu ifadelere rastlanmaktadır.

“Devletin en önemli alt yapı hizmetlerini yapan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 5286 sayılı Kanun ile kaldırılması ile birlikte bu görevlerin büyük bir kısmını İl Özel İdarelerine devredilmiş olması nedeniyle ve yatırımların ve hizmetlerin artırılması amacıyla İl Özel İdarelerine, orman sayılan alanlarda 6831 sayılı Kanuna göre verilecek izinlerden bedel alınmamasına teminen 6831 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesine yeni bir fıkra eklenmesine yönelik bir hükmün metne ilave edilmesi uygun görülmüştür.

Yukarıda arz edilen gerekçe çerçevesinde Teklifimiz hazırlanmıştır.

—–o—–

KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekinde yer alan 1 sayılı cetvele “Karayolları” ifadesinden sonra gelmek üzere “Mahalli İdareler” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                ……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

Köy yollarının bakım ve onarımı, köylerin alt yapı ihtiyaçlarının temini maksadıyla hammadde temini amacıyla açmış olduğu maden ocaklarından Orman İdareleri İl Özel İdarelerinden bedel talep etmektedir.

Kamu hizmeti veren Mahalli İdarelerin de Karayolları, DSİ ile aynı grup içerisine alınması uygun olacaktır.

—–o—–

ORMAN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun ek 9 uncu maddesine “Karayolları” ifadesinden sonra gelmek üzere “ Mahalli İdareler “ ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Vakıflar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gerekçesiyle birlikte ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

Mevcut Vakıflar Kanununda Cemaat Vakıfları ile ilgili ek düzenleme yapılarak; Cemaat Vakıflarına (Azınlık Vakıfları) mal varlıklarının iadesi temin edilmiştir.

Buna rağmen yerli vakıflar ile ilgili bir düzenleme olmadığından; yerli vakıfların mal varlıkları iade edilmemiştir.

Bu nedenle bir mağduriyet söz konusudur. Bu eksikliğin giderilmesi amacıyla bu kanun teklifi verilmiştir.

—–o—–

VAKIFLAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 20/2/2008 tarihli ve 5737 Sayılı Vakıflar Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- Yerli vakıfların el konulmuş taşınmazları, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleriyle birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde müracaat edilmesi halinde ilgili tapu müdürlüklerince vakıf adına tescil edilir.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

—–o—–

GENEL GEREKÇE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 60’ıncı maddesi, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu ve devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alarak ilgili teşkilatı kuracağını hükme bağlamaktadır. Kanun teklifi ile, bu madde hükmünün yaşama geçirilmesi yönünde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan her kişiye, belli bir gelir düzeyinin altında bulunması hâlinde, bir sosyal yardım sağlanması öngörülmektedir.

—–o—–

65 YAŞINI DOLDURMUŞ MUHTAÇ, GÜÇSÜZ VE KİMSESİZ TÜRK VATANDAŞLARINA AYLIK BAĞLANMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (a) bendi eklenmiş, izleyen bentler buna göre teselsül ettirilmiş; maddenin ikinci fıkrasının başına aşağıdaki cümle eklenmiş ve fıkranın ikinci cümlesinde geçen “(a) bendi” ibaresi “(b) bendi” biçiminde değiştirilmiştir.

“a) Geliri asgari ücretin altında bulunan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına aylık 100 Türk Lirası tutarında,”

“Bakanlar Kurulu, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılacak yardımları her yıl, bütçe gereklilikleri ve tüketici fiyat endeksinde gerçekleşen yıllık değişimleri gözeterek %100 oranına kadar artırmaya yetkilidir.”

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

GÜNDEM DIŞI KONUŞMA ÖRNEKLERİ


GÜNDEM DIŞI KONUŞMA

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, insanlığın ortak mirası haline gelen “Safranbolu yapılarının korunması” amacıyla söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi ve bizi izleyen Aziz Milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi Anadolu toprakları, tarihi kültürel mirası ve çevre değerleri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Bu zenginliklerden biri olan Safranbolu; geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve 3000 yıllık tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası, çevresel dokusu içinde koruyan örnek kentlerimizden biridir. Ülkemizdeki yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıklarının yaklaşık 1500’ü de buradadır. Bu eserler 18. ve 19. yüzyıl Türk hayatının kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmış eserlerdir. 1975 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunun Safranbolu’yu kentsel sit ilan etmesi ile akademik düzeyde başlayan kente olan ilgi, zamanla ülkemiz sınırlarının dışına taşmıştır. Tarihi süreçte pek çok kültüre ev sahipliği yapan Safranbolu; Osmanlı-Türk mimarisinin en yoğun ve en özgün örneklerini barındırması nedeniyle “Dünya Kenti” unvanına kavuşmuş ve UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne alınmıştır.

Paha biçilemeyen tarihi, kültürel mimari eserlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, özel ihtisas, mali kaynak ve insan gücü planlaması gerektiren önemli bir görevdir. Ülkemizde ne yazık ki bu zenginliklerin korunması ve yaşatılmasında kullanılan kaynaklar yetersiz olduğu gibi bu görevi yerine getiren kurum ve kuruluşlar arasında da eşgüdüm eksikliği bulunmaktadır. İlçe’de 2000’e yakın geleneksel Türk evi bulunmakta ancak, bu evlerin yarısı yasal koruma altındadır.

Dünya miras listesine 1994 yılında UNESCO tarafından alınan Safranbolu yapıları, ülkemiz tarihini ve kültürünü yansıtan 18. ve 19. yüzyıldan bu yana ayakta kalmayı başaran sadece duvarları temeli tahta ve taş olan yüreği, yaşanmışlığı duygularla dolu bu eserlerimizin kaderine terk edilmesi hem tarihe hem de kültüre karşı ihanettir.

Gelir kaynağının büyük bölümü bu tarz yapılar ve kültürleri olan başta Safranbolu olmak üzere pek çok bölgemizin ortak problemlerinden olan sahipleri olmayan veya sahiplerince terk edilmiş, koruma altındaki taşınmaz kültür varlıklarının durumunun çözülmesi gerekmektedir.

Sahipleri tarafından onarılır ve yaşatılırken pek çok kurala uyulması ve pek çok bürokratik aşamalardan geçen ve ciddi boyutta harcamalarla yaşatılmaya çalışılan milli değerdeki bu yapıların terk edilen veya sahipsiz olanlarının yok olmasına izin verilmemelidir. Bunların devlet eliyle korunmaları, onarılmaları ve yaşatılmaları gereklidir.

Değerli milletvekilleri,

Kültürel mirasımızı gelecek kuşaklara aktarmak için bu eserleri korumak milli politikamız haline getirilmelidir. Dünya Miras Listesine dahil edilmekle insanlığın ortak mirası haline gelen Safranbolu’yu korumak artık yalnızca Safranboluluların sorumluluğu olmaktan çıkmış, hepimizin birinci görevi olmuştur.

Genel Kurulu saygı ile selamlıyorum.

***


GÜNDEM DIŞI KONUŞMA

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, insanlığın ortak mirası haline gelen “ormanlarımızın korunması” amacıyla söz almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi ve bizi izleyen Aziz Milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz; dört mevsimi yaşayabilmesi, bitki örtüsü çeşitliliği ve geniş orman alanlarına sahip olmasıyla dünyanın en şanslı ülkelerinden biridir. Bu şansın değerinin yeterince bilinmediği ise yapılan uygulamalardan açıkça görülmektedir.

Orman; ağaçlarla birlikte diğer bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar gibi canlı varlıklarla toprak, hava, su, ışık, sıcaklık gibi fiziksel çevrenin birlikteliğini oluşturduğu, birbirleriyle iç içe olan doğal yapıdır. Ormanlar, çeşitli bitki örtüsüyle karbon miktarını bünyesinde biriktiren ve hava kalitesini yükselten doğanın en önemli unsurlarından biridir.

Doğal ormanlar; yeniden dikimle ve gençleştirme çalışmaları ile “doğal orman niteliğini” kazanamaz. Türkiye’nin ormanca zengin olabilmesi için % 30 verimli ormanlarla kaplı olması gerekir. Ancak ülkemizin % 13 verimli ormanlarla kaplıdır. Bu nedenle elimizde var olan doğal ormanlarımızı korumalıyız.

Değerli milletvekilleri,

 Ormanlarımızı tehdit eden en önemli problemlerden biri de plansız kesimdir. Orman bölge müdürlüklerince yapılan kesim çalışmalarının acilen durdurulması gerekmektedir. Bu çalışmalar yapılırken seyreltme adı altına sığınarak doğal ormanlar yok edilmektedir. Bir orman ağacının kesimi demek; ağaç gövdesinde ve çevresinde barındırdığı 30 türün yok olması demektir. Aynı zamanda 1 ağaç kesimi sonucunda taşınırken yaklaşık 40 adet küçük fidana ve bitki örtüsüne zarar vermektedir.

Değerli milletvekilleri,

Geçmişten emanet aldığımız ve geleceğe miras bırakacağımız ormanlarımız ve kültür varlıklarımızın koruması son derece önemlidir.

Bu kapsamda;

–    Seyreltme ve gençleştirme çalışmaları adı altında yapılan plansız ve haddini aşan kesimlerden acilen vazgeçilmesi,

–    Orman Bölge Müdürlüklerinde çok fazla kesim yaptıran bölge şeflerinin terfilerinin kolaylaştığı bir sistemin ortadan kaldırılması,

–    Ormanlarımızın odun haricinde ekolojik önemini vurgulayıcı yayınların arttırılması,

–    Orman ve doğa koruma ile ilgili olarak 7’den 70’e herkese eğitim verilmesi,

–    Orman bakımı ve korumasında taşeronlara değil orman köylüsüne yetki verilmesi,

gerekmektedir.

Kısacası; ormanlar kendi haline bırakıldığında kendi kendini yenileyebilir ve gençleşebilirler. Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygı ile selamlıyorum.

***


 

MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ ÖRNEKLERİ


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Zihinsel engelli çocuklar, toplumun azımsanmayacak bir kesimini oluşturmaktadır. Bu kesimin eğitim ve sosyal haklarını kullanmasında, “sosyal devlete” önemli görev ve yükümlülükler düşmektedir.

Bütün çocukların olduğu gibi zihinsel engelli çocuklarımızın da ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamını sürdürmesi, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmelerini sağlamak açısında eğitimleri son derece önemlidir. Halen uygulamada zihinsel engelli çocuklar zorunlu eğitim almakta, ancak bu eğitim alanlarının mekan ve donanım yönünden yetersiz olduğu bilinmektedir.

Zihinsel engelli çocukların toplum tarafından kabul edilen beceri ve davranışları kazanıp, toplumun birer parçası olarak yaşayabilmeleri büyük ölçüde aldıkları eğitim ile mümkündür. Öte yandan bu çocukların, gerçek anlamda eğitilmesi ancak bireysel eğitimle mümkündür. Günümüzde bu eğitim devlet okullarında yeterli düzeyde verilememektedir. Bu durum da zihinsel engelli çocukların eğitim almalarını güçleştirmektedir. Ayrıca, devlet okullarında bu eğitimi veren öğretmenlerin, donanımları konusunda da yetersizlikler bulunmaktadır. Bu yetersizliklerin giderilmesinde, alan mezunu eğitimcilerin atanması önemli bir rol oynayacaktır.

Zihinsel engelli çocukların eğitiminde yaşanan sorunların araştırılması ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

        ……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkemizde, demokrasinin gelişmesinin önündeki en büyük engel sivil toplumun yeterince örgütlenememesidir. Bunun nedeni örgütlenmiş sivil topluma yönelik baskılar ve devlet desteğinin eksikliğidir. Demokrasinin kurumsallaşması için öncelikle STK’ların önündeki engellerin kaldırılması ve STK’ların güçlendirilmesi için ge gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Sivil toplumun güçlendirilmesi ve karar alma süreçlerine daha etkin bir şekilde katılımlarının sağlanabilmesi için çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

Demokrasi halkın halk tarafından, halk için yönetimidir. Halk her ne kadar temsilcileri aracılığı ile yönetime katılıyorsa da seçmen – seçilen ilişkisinin sürekli kılınması amacıyla sivil toplumun sürekli katılımının güvenceye alınması zorunludur. Aksi takdirde demokrasinin kurumsallaşması olanaksızdır.

STK’ların gelişmesinin önündeki en büyük engel topluma egemen olan siyasal kültürdür. Hangi iktidar olursa olsun iktidardayken farklı, muhalefetteyken farklı pozisyon almaktadır. İktidardayken kendine yandaş olanları destekleme, karşı olanları sindirme politikası objektif ve bilimsel esaslara göre çalışan STK’ların doğmasını engellemektedir. Kısa vadede bir partiye yarar sağlayan bu durum, uzun vadede topluma zarar vermekte ve demokrasinin gelişimini engellemektedir.

Diğer taraftan, örgütleme kültürünün yeterince gelişmemiş olması nedeniyle STK’lar faaliyetleri için yeterli kaynak bulamamakta ve maddi sıkıntılarla boğuşmaktadır.

Yine STK’ların karar alma süreçlerine katılmaları için karar alma kanalları STK’lara yeterince açık değildir.

Görüldüğü gibi sorun çok boyutludur ve her bir boyut, diğerini etkilemektedir. Örgütlenme özgürlüğü yeterli düzeyde olmayınca STK’lar gelişememekte STK’lar gelişmeyince, demokrasi kurumsallaşamamakta, demokrasi kurumsallaşmayınca, örgütlenme özgürlüğü kurumsallaşamamaktadır. Bu kısır döngüyü kırmak için STK’larla ilgili alınması gereken çok sayıda tedbir vardır. Söz konusu tedbirlerin bir araştırma komisyonu aracılığı ile araştırılması için bu önerge verilmiştir.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aile hekimliği uygulamasına ilişkin sorunların araştırılarak çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulama öncesi ve sonrası sağlık verilerinin karşılaştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

2004 yılında kabul edilen Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun ile ilk uygulama Düzce ilinde başlamış ve 2011 yılında tüm Türkiye’yi kapsamıştır. Geçen bu süre zarfında sahada karşılaşılan eksiklikler, aksaklıklar, hak kayıpları, uygulamada yerel yöneticilerin farklı değerlendirmeleri, hizmet alıcılarının standart hizmet alımının sağlanamaması, Sağlık Bakanlığının uygulamadaki sürekli değişiklik istemleri sonucunda söz konusu Kanun yetersiz kalmıştır. Kanun metnindeki tanımlamalar farklı yorumlamalara açıktır. Dolayısıyla, uygulamalar her ilde ve Sağlık Bakanlığı merkezinde farklılık göstermektedir.

Daha önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olan aile hekimleri, uygulamaya geçişle hak kayıplarına uğramışlardır.(Ölüm, gebelik, kongre ve eğitim izinleri vs.)

Aile hekiminden yaptığı eksik uygulamalarla ilgili ceza puanı uygulanarak hem sözleşmesinin feshine gidilmekte, hem de performans kesintisi ile maddi olarak da cezalandırılmaktadır.

Uygulamanın denetleme kısmında sağlık müdürlükleri kendi personellerinden oluşturdukları ekiplerle denetleme yapmakta, bu ekiplerin oluşumu herhangi bir mevzuatla belirlenmediğinden uygulamalar sübjektif olmaktadır.

Hastaların sağlık verilerinin oluşması konusunda vatandaşın kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesi, tek sorumlunun aile hekimi olması (yapılmadığında negatif performans uygulaması) aile hekiminin hak kaybına uğramasına ve çalışma motivasyonunun azalmasına neden olmaktadır.

Aile hekimliği uygulanmasında toplum sağlığı merkezleri Sağlık Bakanlığınca yeterince güçlendirilmediğinden, bu merkezlerin yapması gereken görevler de aile hekimleri tarafından ek iş olarak yapılmaktadır.

Ayrıca, aile hekimlerinin emekli olduklarında aldıkları emekli maaşları ile çalışırken aldıkları ücret arasında oldukça büyük bir fark bulunmaktadır; çalışırken aldıkları ücretlerin emeklilik maaşına uygun bir şekilde yansıtılması büyük önem arz etmektedir.

Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak çalışanlar için sağlanan şartlar da eşit değildir. Ücretlendirme politikası  “Eşit işe eşit ücret” ilkesine aykırı olarak yapılmaktadır. Aile sağlığı merkezlerinin gruplandırılması hizmet alıcıların eşit hizmet alımını engellemekte, hizmet standardında farklılıklar oluşturmaktadır.

Bu konularla ilgili çeşitli illerdeki aile hekimliği dernekleri ve Türkiye Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonunun idari mahkemelerde açmış oldukları davalar halen devam etmektedir. Dava süreçleri devam ederken Bakanlık tarafından yapılan yönetmelik değişiklikleri ile dava gerekçeleri ortadan kaldırılmakta ancak uygulamada bir değişiklik olmamaktadır.

Bu sorunlar nedeniyle Deneklerin ve Federasyonun da görüşü alınarak sorunlar yeniden gözden geçirilmelidir.

Bu bağlamda, yukarıda belirtilen sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasını teklif etmekteyiz.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkemizde yetiştirme yurtlarından ayrılmak zorunda bırakılan 18 yaşını dolduran gençlerin karşılaştıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

Ülkemizde 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununa göre yetiştirme yurtlarında gençler ancak 18 yaşına kadar kalabilmektedirler. İstisna olarak yükseköğrenimine devam eden gençler 25 yaşına kadar kalabilmektedir.

Gençlerimiz, yurttan ayrıldıktan sonra adeta kaderleriyle baş başa bırakılmaktadır. Akrabaları sahip çıkmadığı için yetiştirme yurdunda kalmak zorunda olan gençlerimiz, yurttan ayrıldıktan sonra hiç kimsenin yanına sığınamadıkları gibi, herhangi bir meslek edinmemiş oldukları için özel sektörde de iş bulunmamaktadır. Devlet tarafından kendilerine istihdam önceliği verilse de, ülkemizin işsizlik problemi nedeniyle gençler uzun süre boyunca işsiz kalmaktadırlar. Kız çocuklarımızın yurtlarda kalmaya devam etmesi hususunda kanunda hüküm olduğu için bu sıkıntılar daha çok erkek çocuklarımızı ilgilendirmektedir.

18 yaşına kadar Devlet güvencesi altında yaşayan gençler birden bire kendilerini sokakta bulmaktadırlar. Her türlü istismara uğrayabilen gençlerimizin bu kadar hazırlıksız olarak yurttan ayrılmaması için Kurumdan ayrılmadan önce çalışacakları işyerlerinin belli olması ayrıca, çocukların psikolojik olarak da Kurumdaki uzmanlar tarafından sosyal hayata hazırlanmaları gerekmektedir.

Ülkemizde her yıl 18 yaşını dolduran 1500 civarında çocuğun koruma kararı kaldırılmaktadır. Yurda alınan gençler zaman içinde toplumdan ve akraba çevresinden uzaklaşmakta ve sosyal yaşamdan soyutlanmaktadır. Bunun sonucunda kendi başına kalan, topluma ve kendine karşı sorumluluk ve güven duygusu azalan, kendini ifade etmekte zorlanan gençlerimizin yaşadıkları tüm sorunların ve çözüm yollarının araştırılması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, yetiştirme yurtlarından ayrılan çocukların sorunlarının uzmanların, yetiştirme yurdu çalışanlarının, sivil toplum kuruluşlarının, yetiştirme yurdunda kalan gençlerimizin de fikir ve görüşlerinin alınarak tespit edilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Eğitimde okul öncesi ve ortaöğretim müfredatının toplumsal cinsiyet duyarlılığıyla gözden geçirilerek eğitimcilerin eğitilmesi ve yeni müfredatın oluşturulması amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

Eğitimde okul öncesi ve temel öğretim programında ve öğretim materyallerinde bakış açısının cinsiyetçi olması büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bebeklikten başlayarak kız ve oğlan çocuklarının, gerek gelenek ve göreneklerden gerekse cinsiyetçi bakış açısından, oyuncakları, isimleri, giysi renkleri vs. cinsiyetçi ayrımcılığı oluşturmaktadır.

Ders kitaplarında kız çocuklarının daha çok anne ve yetişkin kadınlarla birlikte okul ve evde görüldüğü, oğlan çocuklarının ise rol model olarak aldığı baba ve yetişkin erkeklerle dışarıda olduğu görülmektedir.

Yetişkin kadınların büyük çoğunluğu anne ve eş rollerinde, çalışanların ise öğretmen hemşire gibi mesleklerde görüldüğü; yetişkin erkeklerin genellikle yönetici ve denetleyici rollerde ders kitaplarında yer aldığı görülmektedir.

Bu nedenlerle ders kitapları ve diğer materyallerin hazırlanırken cinsiyet rollerinden arındırılması, kız ve oğlan çocuklarının hayal güçlerini geliştirecek özgür bireyler olmalarını sağlayacak eğitim materyallerinin okul öncesinden başlayarak öğrenciye sunulması gerekmektedir.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Burdur ilinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

Burdur ilinde işsizlik başta olmak üzere pek çok sorun bulunmaktadır. Örneğin özel yatırımlardaki eksiklik, özel sağlık sektörü yetersizliği, Burdur Gölü’nün sularının çekilmesi ve turizm sektöründe yeterli bir noktaya gelinmemiş olması önemli görülebilecek sorunlardandır.

Askerlik Kanununda yapılan değişiklik sebebiyle dövizle askerlik yapan kişiler için temel askerlik eğitimi kaldırılmıştır. Burdur İlinin ekonomisine katkı sağlayan dövizli askerliğin kaldırılışı işsizliği arttırmıştır.

Özel yatırımlardaki eksiklik işsizliğin daha da artmasına sebep olmuştur. Yatırımların artırılması için teşvik edici önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Burdur İli yatırım teşvik kapsamında 3. sırada yer almaktadır. Bu durum işsizliğin Burdur’da azalmasına katkı sağlamamaktadır. 1980 yılından beri çekilmekte olan Burdur Gölü Burdur’un kanayan bir yarası olarak karşımızda durmaktadır. Burdur Gölü’nün suyunun çekilmesinin tespit edilmesi ve önlem alınması gerekmektedir.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

HES’lerin yapımının doğal yaşam ve ekolojik sisteme etkileri ile yaşanabilecek olumsuzlukların tespiti ve çözüm yollarının ortaya konularak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci ve İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

                ……………………….

          en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

Ülkemizde enerji üretimi ve talebi arasında büyük farklılık olduğu tartışılmazdır. Ancak 11.000 genel, 900 adet endemik bitki türümüz bulunmaktadır.

HES’lerin yapımının flora ve fauna üzerinde büyük baskı unsuru oluşturacağı ve eko sistemi geri dönülmez bir biçimde etkileyeceği bilinmektedir.

Özellikle Karadeniz Bölgesinde bütün dere ve ırmaklar üzerinde HES yapımı planlanmış, hatta bazılarında bu sayı 1’den çok hedeflenmiştir.

HES yapımına bu bölgede yaşayanlar ve STK’lar tarafından yoğun bir tepki gösterilmekte ve davalar açılmaktadır. Bu davaların bir kısmı lehte sonuçlanmasına rağmen firmalarca uygulanmadığı iddia edilmektedir. HES yapımı öncesi alınması zorunlu olan ÇED raporlarının ise usulüne uygun olarak hazırlanmadığı da iddialar arasındadır. Özellikle Rize derelerinde bazı HES’lerin yapımı sırasında akarsu yataklarının değişimine bağlı olarak Alabalık cinslerinin yaşam döngüsünün sona ereceği bilim adamlarınca ifade edilmektedir.

Enerji ihtiyacının alternatif enerji kaynaklarıyla karşılanması ve benzeri üretim yöntemlerinin geliştirilmesi mümkünse,  halka rağmen HES’lerin yapımına devam edilmesi kamu oyunda yankı bulmaktadır.

Doğal derelerin korunarak ve geliştirilerek gelecek kuşaklara aktarılması herkesin görev ve sorumluluğunda olan bir unsurdur.

Dolayısıyla kamuoyunu çok yakından ilgilendiren HES’lerin yapılmasının doğal denge ve ekolojik yaşama olan etkilerinin araştırılarak bu konuda gerekli önlem ve çözüm yollarının ortaya konulması hayati önem taşımaktadır.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Sigorta eksperlerinin bağımsız olarak hareket etmelerinin önündeki engeller ile mesleki ve sosyal sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

5684 sayılı Sigortacılık Kanununda, sigorta eksperi; sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi olarak tanımlanmıştır.

Sigorta eksperi tarafsız olmak zorundadır. Nitekim Sigorta eksperlerinin taraflardan birisi ile arasında tarafsızlığını şüpheye düşürecek önemli nedenler veya taraflardan birisi ile Hukuk Muhakemeleri Kanununda bilirkişiler için belirlenen yasaklılık hallerinin geçerli olması halinde eksperlerin sigorta eksperliği görevini kabul edemeyeceği 5684 sayılı Kanunda belirtilmiştir.

Ayrıca yine sigorta eksperlerinin ve bunların yanlarında çalışanların, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ilgililerin izni olmaksızın açıklayamayacakları Kanunda açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Sigorta eksperleri yasa koyucunun da açıkça ortaya koyduğu üzere sigortalı ile sigorta şirketleri arasında en önemli aracı kişiler olup bu kişilerin görevlerini tam bir bağımsızlık ve mesleki donanımla yapmalarının önemi açıktır. Bu nedenle sigorta eksperlerinin mesleki gelişimlerinin sağlanması ile mesleklerini tarafsız ve bağımsız bir şekilde yapabilmelerine olanak sağlayacak şekilde örgütlenmeleri gerekmektedir.

Hal böyle iken sigorta eksperlerinin faaliyetlerinin adil ve dürüst olması, iş ahlakının sağlanması, meslek mensuplarının mesleğin gerektirdiği özen, disiplin ve dayanışma içinde çalışması amacıyla meslek kurallarını oluşturmakla görevli olan Sigorta Eksperleri İcra Komitesine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulundan bir üye ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Sekreteri veya görevlendireceği yardımcısı daimî üye olarak atanmaktadır.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin sanayi ve ticaretle uğraşan kişilerin çatı örgütü olmasından dolayı eksperlerin bu yapı altında faaliyet göstermeleri bağımsızlık ve tarafsızlıklarına gölge düşürecektir. Sigorta şirketlerinin de TOBB üyesi oldukları düşünüldüğünde durumun önemi ortaya çıkmaktadır.

Sigorta eksperlerinin bağımsızlıklarının korunması, tüketici olarak vatandaşların haklarının korunması açısından son derece önemli olduğundan sigorta eksperlerinin bağımsızlıklarının ve tarafsızlıklarının önündeki engellerinin ve eksperlerin mesleki ve sosyal sorunlarının araştırılarak alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulması gerekmektedir.

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Kanser hastalarının sağlık ve diğer sosyal güvenlik haklarından yararlanmalarında mevcut durumun tespiti ve bu hastaların koşullarının iyileştirilmesi maksadıyla alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla İçtüzüğün 104 ve 105’inci ve Anayasamızın 98’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ederiz.

……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

Çağımızın en karmaşık hastalıklarının başında gelen, dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı hızla artan kanser, hastanın günlük yaşantısını son derece olumsuz etkileyen ve tedavi masrafları da bir hayli yüksek olan bir hastalıktır. Kanser hastalığının görüldüğü durumlarda sorun sadece hasta ile sınırlı kalmamakta, tüm aile bireylerini de yakından ilgilendirmektedir.

Günümüzde, kanser hastalığının tedavisinde önemli adımlar atılmış olmasına rağmen hastalık; sinsi gelişen ve sınırlı ölçüde kontrol edilebilen bir hastalıktır. Kanser, ölümün yanı sıra ölüme ağrı içinde yavaş yavaş yaklaşmayı, organ kaybını, sakatlıkları, ağır bir maddi yükü, çok uzun süren tedavi yöntemlerini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hastaları ve ailelerini, tanının konulmasından itibaren her aşamada farklı ruhsal çöküntülere sürüklemekte, maddi sıkıntıya sokmakta ve yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Yaşam kalitesi, bireyin fiziksel, ruhsal, sosyal ve manevi yönden tam bir iyilik halini içeren sağlığı olarak tanımlanmaktadır. Kanser hastalarında, bahse konu yaşam alanları son derece olumsuz yönde etkilenmektedir. Öte yandan aile ve iş yaşamı ile ilgili sorunlar ve gelecekteki yaşama yönelik belirsizlikler de bireyin sosyal ve manevi sağlığını bozmaktadır. Bu tip problemlerle sürekli yüz yüze gelmek zorunda kalan kanserli hastalar, bir süre sonra sorunlarla baş etmede yetersiz oldukları hissine kapılarak ümitsizlik, korku ve çaresizlik yaşamaktadır.

İnsanlar stres yaratan durumlarla karşılaştıklarında çevrelerinden gerekli sosyal desteği alabildikleri zaman savunma mekanizmalarını daha iyi kullanarak olaylara pozitif bakabilmektedir. Bireye, duygusal sorunlarıyla baş edebilmesi için psikolojik kaynaklarını harekete geçirmede yardımcı olan, ona gerekli para veya materyali sağlayarak ya da beceri, bilgi ve öğüt vererek, karşılaştığı kaygı yaratan durumlarla baş etmesine yardımcı olan sosyal desteğin kanser hastaları için büyük önemi vardır. Sağlık koşullarının giderek bozulduğu, sıkıntıların süreklilik kazandığı ve hastalıkla ilgili kaygı yaratan koşulların arttığı göz önüne alındığında, kişilerin desteğe daha çok gereksinim duyar hale geldiği aşikardır. Gereksinim duyulan bu destek bireye öncelikle yakın çevresi tarafından sağlanmakta; bireyin sosyal yardım ve hizmetleri aldığı birimlerin tutumu da desteğin etkinliği bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada sağlık hizmeti sunan profesyonellere büyük sorumluluk düşmektedir.

Kanser hastalarının sağlık hizmetlerinden ve diğer sosyal haklardan öncelikli olarak yararlandırılmaları tedavilerinin olumlu yönde seyretmesine katkı sağlamanın yanında bu bireylerin ve ailelerinin hastalığın maddi ve sosyal yan etkileri ile baş edebilmeleri bakımından da son derece önemlidir. Öte yandan kanser hastalarının mevcut sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde genel sağlık sigortası ve diğer sağlık imkânlarından yararlanabildikleri bilinmekle beraber sosyal güvencesi bulunmayan kanser hastalarının -tedavi sürecinin zahmet ve külfetleri nazara alındığında- ayrıcalıklı bir konuma taşınması gerektiği de aşikârdır. Kanser hastalarının tedavi imkânlarının genişletilmesi ve tedaviye erişimlerinin kolaylaştırılması yanında bu hastaların hastalığın yan etkilerinden kaynaklanan sosyal ve maddi dezavantajlarının devlet tarafından imkânlar ölçüsünde giderilmesi de bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda özürlü vatandaşlara ve diğer hassas gruplara tanınan maddi ve sosyal birtakım ayrıcalıkların kanser hastalarına da belli koşulların varlığı halinde tanınması ve hastalığın kişiyi çalışma hayatından ve diğer toplumsal alanlardan soyutlaması sebebiyle yaşanan sıkıntıların azaltılması yönünde birtakım çözüm önerilerinin gündeme getirilmesi düşünülebilir.

Tüm bu nedenlerle, ülkemizin en önemli sağlık problemlerinden biri olan kanser hastalığına yakalanan vatandaşların sağlık ve diğer sosyal güvenlik haklarından yararlandırılma koşullarının mevcut durumunun araştırılması ve iyileştirilmesi kapsamında gerekli önlemlerin ortaya konulması amacıyla bir meclis araştırması açılması yerinde olacaktır.

***


 

GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİ ÖRNEKLERİ


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Ülkemizde, sağlık alanında birinci basamak sağlık hizmetlerinin ve birey ihtiyacı doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerinin sağlanması amacıyla uygulanmakta olan “Aile Hekimliği Sistemi”nin değerlendirilmesi amacıyla Anayasanın 98’inci İçtüzüğümüzün 101, 102 ve 103’üncü maddeleri uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir genel görüşme açılması hususunda gereğini arz ederiz.

    ……………………….

        en az 20 milletvekili imzası

—–o—–

GEREKÇE

“Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi amacıyla aile hekimliği pilot uygulamasına başlanmıştır. Uygulama sağlık hizmetlerinde çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir.

5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun’un uygulanması konusunda; birinci basamak aile hekimlerine yazdıkları fazla ilaçlardan ötürü negatif performans öngörülmektedir. Ancak Aile Hekimliği uygulamasına geçildikten sonra birinci basamaktaki muayene sayısı % 61 artmış iken yazılan ilaç sayısı % 45 artmıştır. Bu durumda fazla ilaç yazıldığı konusu tekrar gözden geçirilmelidir.

Aile Sağlığı Merkezleri A, B, C, D olarak sınıflandırılmakta ve her bir sınıf için oldukça rijit uygulamalar istenmektedir. Oysa hastanelerin sınıflandırılmasında kullanılan “puanlama” yönteminin kullanılması daha sağlıklı ve adilane olacaktır.

Birinci basamakta sevk zorunluluğunun olması, zaten çok fazla iş yükü olan Aile Sağlığı Merkezlerinin iş yükünü yapılamaz derecede artıracaktır. Ancak; Aile Hekimliğinin olmazsa olmazı olan sevk zorunluluğuna geçmek de bir mecburiyettir. Bu nedenle, sevk mecburiyetine geçişin basamaklı bir şekilde yapılması daha uygun olacaktır. Örneğin; 1’inci yılda sadece kardiyoloji sevki zorunlu, 2’nci yılda dahiliye, çocuk hastalıkları gibi ve belli bir zaman diliminden sonra tüm branşlarda sevk zorunluluğunun getirilmiş olması iş yükünü çok fazla etkilemeyecek ve sağlıklı bir geçiş dönemi sağlayacaktır.

 Bu kapsamda; 2005 yılında başlatılan “aile hekimliği sisteminin” mevcut uygulama sonuçları ile ilgili olarak Yüce Meclisin bilgilendirilmesi ve uygulamada yaşanan sorunların çözümünün Meclis Genel Kurulunda değerlendirilmesi gerekmektedir.

SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ ÖRNEKLERİ


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ve teklif ederim.

……………………….

                ………. Milletvekili

Sivil toplum kavramı günümüz modern demokrasilerinin en önemli kavramlarından biri olup, kalkınma demokrasisinin en önemli aracıdır. Kuruluşu bakımından STK olmaya en yakın örgütlenme biçimi olan dernek yapısı bu çerçevede önem kazanmaktadır. Bu nedenle AB ülkelerinin çoğunda derneklerin çok çeşitli açılardan teşvik edildiği görülmektedir. Türkiye’mizde ise derneklerin önünde birçok engeller vardır. Bunlardan biride stopaj vergisidir.

Sorular:

1)    Stopaj vergisinin kaldırılması yönünde bir çalışmanız var mıdır?

2)    Bu vergi kaldırılmayacaksa, bunu karşılamak üzere derneklere yardımı düşünüyor musunuz?

3)    Bu tür önlemler alınmayacaksa STK’ları nasıl destekleyeceksiniz? Bu tür bir destekleme hedefiniz var mıdır?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorumun Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

                ……………………….

                ………. Milletvekili

1- Kıyı Kenar Çizgisi, Sit Alanı ve Ramsar Bölgesi uygulamaları Burdur Gölü çevresinde ne zaman hangi amaç ve gerekçe ile yapılmıştır? Bunların yeniden düzenlenmesi mümkün müdür?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıda belirtilen sorularımın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                ……………………….

            ………. Milletvekili

1.    Ülkemizde kadına şiddetin, alınan önlemlerle giderilmediği ortadadır. Bu konuda ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

2.    Ülkemizde kaç tane kadının ekonomik özgürlüğü vardır?

3.    Ev hanımlarının üretken olabilmesi için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?

4.    Ülkemizde okumayan kadın sayısı erkeklere göre daha fazladır. Fırsat eşitliği anlamında bu konuda hangi çalışmalar yapılmaktadır?

5.    Bir kadın bakan olarak TBMM’de kadın kotası hakkında bir çalışmanız var mı?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

                     ……………………….

            ………. Milletvekili

1.    Burdur ili merkezinde bulunan “Ulu Cami”,  yükseltisinin belirtilmemiş olduğu düşünülerek büyük bir alanın kültür ve tarihi koruma alanı içerisine alınması sebebiyle atıl bölge halindedir Bu alanın daraltılması yönünde bir çalışma var mıdır?

2.    Burdur Gölü diğer göllerden çok farklı mıdır ki, hem Ramsar alanı, hem de kıyı koruma alanına alınmıştır. Göl bir taraftan kirlenmekte, bir yandan da kullanılmayan bir alan olarak kalmaktadır. Oysaki faaliyetlerle kirlenmenin önüne geçilebilir. Bakanlığınızın Göldeki bu alanların yeniden düzenlenebilmesi yönünde bir çalışması var mıdır?

 ***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasın arz ederim.

                ……………………….

            ………. Milletvekili

1-  Türkiye genelinde çocuk istismarına yönelik davaların çokluğu ve işin görünmeyen kısmı da hesaba katıldığında, çocuk istismarının ne kadar büyük boyutlarda olduğu bir gerçektir. Çocukların bu konuda bilinçli olması, karşı koyabilmesi, gerektiğinde nerelere başvurması gerektiği konusunda okullarda herhangi bir eğitim var mıdır? Düşünülmekte midir?

 ***


 

YAZILI SORU ÖNERGESİ ÖRNEKLERİ


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıda belirtilen soruların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

Ülkemizin ve ilimizin ekonomik ve sosyal gelişimi açısından beyaz et sektörü büyük önem arz etmektedir. Ülkemizdeki beyaz et üretimi Broiler cinsi tavuk ırkı ile yapılmaktadır. Bu ırkın üretimi ise ithalata bağlı şekilde gerçekleşmektedir. Ülkemiz, kanatlı eti ve yumurtası üretiminde kendine yeter durumda olduğu halde kanatlı damızlık (GPS ve PS) üretimi; tavukçuluk sektöründeki tüm gelişmelere rağmen halen dışa bağımlı olarak devam etmektedir. Üretim her yıl damızlık civciv ve yumurta ithal edilerek yapılmaktadır. Ülkemiz beyaz et üreticisinin dışa bağımlılığının azaltılması hususunda;

1-    Beyaz et üretimi için ithal edilen damızlık yumurta ve büyütme faktörünün Ülkemize maliyeti nedir?

2-    Yüksek verimli genotiplere sahip hatların geliştirilmesi için Bakanlığınızca yürütülen çalışmalar nelerdir?

3-    Yerli ırk tavuk yetiştiriciliği konusunda herhangi bir çalışmanız var mıdır? Bu konudaki ARGE çalışmaları Bakanlığınızca özendirilmekte ve desteklenmekte midir?  Hibe, düşük faizli kredi ve vergi muafiyeti gibi teşvikler var mıdır? Bu desteklerin artırılması düşünülmekte midir?

4-    Olası bir ambargo veya karantina uygulamasının uzun sürmesi halinde, ülkemizde üretim miktarlarında büyük düşüşler yaşama olasılığına karşı Bakanlığınızca herhangi bir önlem alınmakta mıdır?

5-     Beyaz et üretimini dışa bağımlılıktan kurtarmak için yürütülen üretim politikası nedir?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

1.    SGK kapsamında çalışmakta iken emekli olan ancak, Emekli Sandığı ve SSK statüsünde olduğu için emekli maaşları arasında % 30’a varan farklılık oluşmaktadır. Örneğin, bugün emekli olması durumunda  birinci derecenin dördüncü kademesinde olan memurun emekli maaşı 1.250 TL., SSK emeklisinin ise 1.800 TL.’dir. Emekliler arasında eşitsizlik oluşturan bu durumun ortadan kaldırılması için Bakanlığınızca yapılan bir yasal düzenleme çalışması var mıdır?

2.    Söz konusu olan maaş farklılığı kaç emekliyi ilgilendirmektedir?

3.    Dul ve yetim maaşı alanlar arasında Sosyal Güvenlik Kurumlarına mensubiyet farklılığından kaynaklanan bir eşitsizlik söz konusudur. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altına toplanmasına rağmen kurum farklılığından kaynaklanan, dul ve yetimler arasında önemli bir eşitsizliğe yol açan uygulamaya son verecek yasal bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

4.     Dul ve yetim maaşı almak üzere muvazaalı olarak eşinden boşanan kaç kişi vardır? Bunlara uygulanan yaptırım nedir?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.

    ……………………….

            ………. Milletvekili

1)    Vergi mükellefleri eğitim ve sağlık alanına yapılan bağışlar dışında vergi indiriminden faydalanamamaktadır. Bu durum, vergi mükelleflerinin bağışlarını önemli ölçüde engellemekte, toplumda yardım ve sosyal sorumluluk duygularının azalmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan, STK’lar da bu nedenle kaynak bulamamaktadırlar. Bağışların arttırılması ve yaygınlaştırılması için farklı alanlarda bağış yapan vergi mükelleflerinin bu bağışlarının, vergiden muaf olabilmelerini sağlamaya yönelik Bakanlığınızca çalışma yapılmakta mıdır?

2)    2011 yılında eğitim ve sağlık alanında bağış yapılıp vergiden istisna tutulan miktar ne kadardır?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

1.    Özel Eğitim Kurumlarının kurucularının en az yüksek okul mezunu olmasının sağlanması ile ilgili bir çalışma var mıdır?

2.    Özel Eğitim Okullarında görevli öğretmenlere yıpranma verilmesi ile ilgili çalışmanız var mıdır?

***


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanımız tarafından yazılı olarak cevaplandırılması arz ederim.

……………………….

            ………. Milletvekili

Ülkemizdeki eğitimin niteliği ili ilgili olarak;

1.    Eğitimde farklılıkları ortadan kaldırma amacıyla bir çalışma yapılmakta mıdır?

2.    Eğitimdeki engellerin kaldırılması ve kişilerin inançlarından dolayı engellenmediği bir eğitim sistemi üzerine hangi çalışma yapılmaktadır?

3.    Özellikle kız öğrencilere yönelik olarak yapılan engellemelerle ilgili Bakanlığınızca ne gibi tedbirler alınmaktadır?

4.    Eğitim sistemindeki kalıplardan ve dayatmacı uygulamalardan kurtulmak adına Bakanlığınızın ne gibi çalışmaları vardır?

***


Comments are closed.