Yasama sürecine sivil toplumun katılımı

Yasama sürecine sivil toplumun katılımı19 Kasım 2007 günü TBMM, bazı yönleri ile ilk olma özelliği olan “Yasama Sürecine Sivil Toplum Katılımı: Bir Sistem Arayışı” konulu panele ev sahipliği yaptı. Panel, TBMM Genel Sekreterliği ile Meclisin yan kuruluşu gibi çalışan Yasama Derneği’nin (YASADER) ortaklaşa düzenlediği bir faaliyet oldu. İki oturum halinde düzenlenen panelin ilk oturumuna TBMM Başkanı Koksal Toptan başta olmak üzere birçok protokole mensup kişi katıldı ve konuşma yaptı. Protokol konuşmaları birçok basın yayın organlarında yer aldı. İkinci oturumda organizasyon komitesi güzel bir uygulama yaparak fikirlerini Meclis salonlarından birinde ve panel zemininde ifade etmek için ismini yazdıran herkese konuşma fırsatı verdi. Ayrıca, görüşlerini yazılı olarak bildiren temsilciler için yayınlayacakları kitapta yer vereceklerini duyurdular. Benim asıl ilgilendiğim panelin ikinci kısmı oldu. Bu kısımda STK temsilcilerinin yasama sürecine ilişkin görüşlerini, bir sistem arayışı olarak paylaşmaları gerekirken zaman zaman kendi sıkıntılarını, kendi hayat görüşlerini, kayda geçirmek için uygun zemin olarak değerlendirilmelerine de şahit olduk. Dolayısıyla panel yöneticisi Prof.Dr. Zühtü Arslan’dan sık sık “sizi anlıyorum fakat panelin asıl konusuna dönelim” mealinde uyarılar geldi. Davetiyede ikinci oturumu, TBMM Başkan Vekili Gürdal Mumcu’nun yöneteceği yazılmasına rağmen Prof. Arslan’ın yönetmesi dikkatimizi çekti. Panelde STK temsilcilerinin konuşmalarından kısa notlar vermeden önce, yasama sürecine sivil toplum katılımının bütün dünyada çok konuşulmakla birlikte tam ve işleyen bir çözümü bulunamadığını da belirtmek isterim. Bulunan çözüm ne kadar kurumsal ve işlevsel olursa o kadar özgün ve başarılı olacaktır. Bu aynı zamanda Meclis’in çıkardığı kanunların ihtiyaçlara cevap verme ve dolayısıyla hayat süresini de uzatmış olacaktır. Burada oluşturulacak mekanizmanın omurgasını, her yönüyle sivil toplumun unsuru olduğuna şüphe bırakmayan sivil insiyatif gruplarıdır. Dolayısıyla, STK’ların en azından komisyon aşamasında etkin katılımının sağlanmasından geçmektedir. Komisyona gelen teklif veya tasarılar, kanun ile ilgili sivil grupların sanal veya aynı fizikî ortamda buluşmaları ve etkin katkısı ile komisyonda görüşlerini ifade etme imkânı bulmaları faydalı olacaktır. Katılımın çok fazla veya hiç olmaması durumunda, birden fazla STK’nın katılarak farklı görüşler ifade edildiğinde, bunların millî iradenin temsilcilerinin görüşleri ile nasıl ve hangi formül ile harmanlanacağı önemli olacaktır. TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdürü ve YASADER Başkanı Dr. İrfan Neziroğlu’nun, kendi müdürlüğü içerisinde özel bir birim oluşturulmasını ve birimin sivil toplum örgütlerini bilgilendirmesi ve onlardan gelen önerileri de ilgili komisyonlara aktarması önerisini uygulama alanı bulması halinde çok faydalı bulduğumu belirtmek isterim. STK temsilcilerinin görüşü panelden dikkatimizi çeken diğer notlar ise; Bir konuşmacının “Sivil demek, uygar olmak demektir. Sivillik, asker karşıtlığı anlamında kullanılmamalıdır. Ordu bizim baş tacımızdır” dedikten sonra salondan beklediği ilgiyi görmemesi, sessiz ve sivil tepki oldu.Düşünce Suçlarına Karşı Girişim Grubu Sözcüsü Şanar Yurdatapan, memur-sivil ayrımı konusundaki benzetmesi çok net oldu. Meslek kuruluşlarının sivil toplum Örgütü olarak tanıtılmasını eleştirerek, STK’ları, devlet dışı organizasyonlar olarak tanımladı. Yurdatapan, “Valiler sivil kıyafetlidir, ama sivil değildir, devlet memurudur. Buna karşılık sünnet çocuğu üniforma giyer, ama sivildir” dedi. İris Eşitlik Gözlem Gurubu Dönem Sözcüsü Nuran Bayer’in konuşmasında demokrasinin özünde, kadın erkek eşitliğinin yattığını belirterek, Türkiye’de kadın-erkek eşitliği komisyonunun bulunmamasının büyük bir eksiklik olduğunu ayrıca, gelişmiş ülkeler parlamentolarında bu komisyonların yanında, toplumsal cinsiyet gözlem bürolarının bulunduğunu da ifade etti. Ardından, “Hiç olmazsa bu çatı altında da bu tür bir gözlem büroları oluşturulmalı” diye konuştu. TEMA Uzmanı Mahir Gürbüz; STK’ların faaliyetlerinin mutlaka kontrol edilmesini, bu konuda niteliksel ayrım yapılması gerektiğini söyleyerek, “İlgi alanlarına göre komisyonlar STK’ları değerlendirmeli. Komisyon başkanları STK’lara eşit davranmalı. Komisyon başkanları, STK’ların amiri değildir. Ayrıca komisyonlar STK’lara ilgi alanlarına göre yönerge göndermelidir. STK’ların görüşleri yazılı olarak alınmalıdır” dedi. SETÜD Temsilcisi Dr. Ömer Peker, hükümetin, iktidar gücünü kullanırken, yapmaya çalıştığı şeylerin aynı zamanda STK’nın görüş ve düşüncelerine uygun olmasının onu güçlendireceğine dikkat çekerek,”Esasen hükümetin istediği bir şeyi yapmaya muktedir olamamasının sebepleri arasında en önemlisi belki de budur. Dolayısıyla STK’nın demokratik süreç içerisinde bu anlamda aktif rol almasının sorunların çözümünde olumlu etkisi olacaktır. En çok ihtiyacımız olan toplumsal uzlaşmanın sağlanmasının yolu da, çeşitli fikirlerin özgür bir ortam içerisinde serbestçe tartışılarak ortak akılla üretilecek çözüm önerilerine devlet katında itibar edilmesinden geçmektedir” görüşlerine yer verdi. ADAG Temsilcisi Prof. Dr. Ahmet Battal, kendi vakfı ve 4 STK ile birlikte “Sivil Anayasa” ve ‘Yeni Anayasa” panellerini düzenlediklerini 25.11.2007tarihinde ise “21. yüzyıl anayasası” konulu yeni bir panel düzenleyeceklerini, ilk iki panelin konuşmalarını kitapçık halinde kamuoyu ve ilgililer ile paylaştıklarını belirtti. Sonuç olarak, yasama sürecine sivil katılım büyük bir proje olup, umulur ki bunun arkası gelsin. Arkası gelsin ki, yasamaya sivil katılım ile birlikte yasamanın sivil denetimi, doğrudan demokrasi, elektronik demokrasi gibi kavramları konuşmak ve tartışmak için zaman ve zemin gelmiş olsun.19 Kasım 2007 tarihi “yasamaya sivil katılım”ın işletilmesi halinde bir milâdı olarak tarihe geçecektir. Bunun için bu meselenin bir millet meselesi haline gelmesi, profesyonelleşmeden ihtisaslaşması gerekiyor. STK’ların bu açılan kapıdan girmek için kendilerini yeniden düzenlemeleri gerekebilir. Özellikle bu sürece dahil olacak her STK’nın bağımsız karar almava uygulama gücü, hükümete finansal veya ideolojik bağı olmamak (veya asgari) gibi kriterler başta olmak üzere sivil toplum kriterlerine uyan STK’lara öncelik verilmelidir. Sanal ortamın imkânları sonuna kadar kullanılarak özellikle kanunun ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmesinden önce, maddeler üzerinde görüşleri toplamalıdır. Bunu denemek için önümüzde güzel bir fırsat bulunuyor. Neden, yeni anayasa taslağını komisyon görüşmeleri öncesinde STK’ların sanal katılımına açmıyoruz?

Yeni Asya    26.11.2007

Comments are closed.